Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Okay Gönensin
Selahattin Duman
Buket Uzuner
Aytekin Hatipoğlu
Müge İplikci
 
 
Onlar "Karabekir çocukları" olarak anıldı
Tehcir ve sonuçlarıyla ilgili "sayısal" tartışmaların bitmesi mümkün değildir.

Okay G�nensin
Ermeni büyükannelerin hikâyeleri

Türkiye ile Ermenistan arasında güçlükle de olsa imzalanan iki protokolün birinde ortak bir tarih komisyonu kurulması ve bu komisyonun 1915 olaylarıyla ilgili araştırma yapması öngörülüyor.
Komisyonun kurulması bile kolay iş değil, herhangi bir sonuca varılması daha da zor, komisyon bir "karara" varsa bile o kararı herkesin kabul etmesi imkânsız.
Böyle bir komisyon kurulur ve çalışabilirse, birinci faydası devletlerin elindeki arşivlerin araştırmacılara açılması olacaktır. En önemli faydası ise tabii ki, tabularla büyümüş olanların yeni bilgilere ulaşmasıdır.
Bu bilgiler içinde insan hikâyeleri, yaşananların anlaşılmasında belki de daha da etkili olacaktır.
Tehcir ve sonuçlarıyla ilgili "sayısal" tartışmaların bitmesi mümkün değildir. Resmi kayıtlarda bile farklı sayılar yer alıyor. Konuyu daha derince araştırma imkânı bulanlar da o sayılardan birine inanacaklardır.
1915"te 1 milyonu aşkın kişi "mağdur" olmuştur. Ne kadarının neden öldüğünün önemi, aslında ikinci plandadır. 1 milyondan fazla insan evinden, yurdundan, malından edilmiştir. Bunların kaçının öldüğünü tartışıp, "400 binden fazla değil" diyerek olayı küçümsemek de ayıbın ötesinde, en azından gayri insani bir tavırdır.
1915"te sayıları tam olarak bilinmeyen Ermeni çocuklar, ailelerini kaybetti. Bazıları batının büyük şehirlerindeki yetimhanelerde yaşadı, önemli bir kısmına ordu baktı, onlar da "Karabekir çocukları" olarak anıldı.
Bilinmeyen sayıdaki Ermeni çocuk da insansever Müslüman aileler tarafından "kurtarıldı" ve Müslüman olarak büyütüldü. Aralarında olan biteni hatırlayacak yaştakiler de vardı ve onlar aslında kim olduklarını bilerek yaşlandılar.
Ermeni büyükanneler 80"li yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde çocuklarına, torunlarına Ermeni kökenlerini itiraf ediyor ve onlar sonra bir sorun yaşamasın diye ölmeden önce Müslüman olmak istiyorlardı.
Fethiye Çetin "Anneannem" adlı kitabında kendi hikâyesini yazmıştı. Ayşe Gül Altınay ile birlikte yazdıkları "Torunlar" kitabında da yine benzer hayat hikâyeleri bir araya getirilmiş. Bu hayatları öğrenmek, anlamaya çalışmak 1915"te olanlara soğuk rakamlarla bakmaktan daha önemli.

Naci ağabeyin dünyası

Fethi Naci, 60"lı yıllarda edebiyat okumaya başlayanlar için önemli bir yol gösterici oldu. O günlerin siyasi havası içinde küçümseme eğilimlerine konu olan birçok Türk yazara doğru bakılmasını sağladı.
Edebiyata, sanata "sosyalist" bir bakış ve yorum olabileceğini de anlattı. Hem de en anlaşılır dille anlattı.
Fethi Naci"nin dünyaya bakışında sadece edebiyat yoktu, hatta edebiyatın önünde, insanlar vardı. Bu insanları ete kana büründüren her yazar onun için iyi yazardı.
Kendisi de insanlarla en sıcak ilişkileri kurma yeteneğine sahipti. Sevmediği tür belliydi. Diğerleri sevgi sınırları içinde kalırdı.
"Anılar Kitabı"nda Fethi Naci"nin kendisi var, Giresun"daki ailesi var, keyifli bir hayatta biriktirdiği dostları var. Onları da neredeyse birer roman ya da hikâye kişisi gibi, zaman zaman geri çekilerek, zaman zaman iç içe anlatıyor.
Bir yazı insanının, karşısındakini eksiksiz görebilen bir yazı insanının özel dünyasını tanımak için Fethi Naci"nin "Anılar Kitabı" en iyi kitaplardan biri. 1950"lerin 60"ların entelektüel hayatını merak edenler de bu kitapta çok şey bulabilir.

Çizgilerle klasikler

Çizgi romanın, adından da anlaşılacağı üzere iki sanatı; çizgiyi ve yazıyı bir araya getiren özel bir tür olarak görülmesi gerektiği fikrine yavaş yavaş alışıyoruz. Bu aralar ardı ardına ilginç kitaplar yayınlanıyor.
April Yayınları Edgar Allan Poe ve O. Henry"nin hikâyelerinden oluşan iki kitap yayınladı. Birbirinden tümüyle farklı iki yazarın yapıtları yine farklı türlerdeki çizerler tarafından resimlenmiş. Her hikâyede ayrı bir imza bulunuyor.
Bir yandan bu "tür" bolluğu kitapları zenginleştiriyor, diğer yandan da çizgi romandaki imkân zenginliğini gösteriyor.
Türk toplumundaki çizgi romanla ilgili yanlış önyargıları kırmak için kitap üretiminin çok daha artması ve genç okurların ilgisinin çekilmesi gerekiyor.
O. Henry ve Poe gibi yazarlar buna elverişli isimler. Yayınevi bu isimlerin ardından Jack London, Conan Doyle ve H. G. Wells"in de geleceğini duyuruyor.

Güzel serseriler

Gırgır dergisiyle başlayan bir mizah tarzı temposunu hiç düşürmeden yola devam ediyor. Dergiler daha çok genç okura seslenirken, kitapların da yayınlanması dergileri izleyemeyenler için iyi bir hizmet sayılmalı.
Erdil Yaşaroğlu"nun "Komikaze" dizisi de 13"üncü kitaba gelmiş. Adı "Serseriler". Serseriler her cinsten olabiliyor. Kapakta serseri penguenler var, içerideyse insanların yanında her cinsten hayvan da "serseri" faaliyetlerde bulunuyor.
Kutup ayısı ile bedevi fıkrasının devamını merak edenler Komikaze 13"ü mutlaka almalı.


31.10.2009
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 
 

Yazarın Eski Yazıları

 Yerel seçime hazırlık (07.04.2009)
 PKK ve Kürt milliyetçiliği (04.03.2009)
 En başından başlamak için (20.01.2009)
 Bulunması zor olanlar anlamlıdır (17.01.2009)
 Ermenileri, Alevileri ve Nazım’ı konuşmak (10.01.2009)
 Yakın tarihte ağır bedel ödeyenler... (03.01.2009)
 Kara edebiyatın son teyzesi (22.02.2008)
 

 

Gazetevatan.com Portalları bizeulasin@gazetevatan.com | Vatan Fax: 0212 2660786
-Foto Galeri
-Video
-Mailbox
-Otostop
-Sinema
-Astroloji
-Hava Durumu
-Oyun Parkı
-Bulmaca
-Net Tribün
-Vatan İddaa
-Şöhret Avcısı
-Tipin miyim?
-Şirin miyim?
-Yarışsana
-Blog
-Gündem
-Siyaset
-Dünya
-Ekonomi
-Yaşam
-Spor
-Magazin
-Medya
-Yazarlar
-Foto Belgesel
-Garip ama gerçek
-Sağlık
-Teknoloji
-Emlak
-Otomobil
-Karikatür
-Bugünkü Vatan
-Tüm manşetler
-Yazarlar
-Şehir Rehberi
-Bizim Kahve
-Pazar Vatan
-Promosyon
-Künye
-Fortune
-Madame Figaro
-inStyle
-Boxer
-tekBORSA
-VDG