Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Aydın Ayaydın
Barbaros Devecioğlu
Bülent Korman
Dilek Önder
Donatella Piatti
Dr. Uygar Özesmi
Dr. Ümit Yazman
Dr. Yasemin Bradley
Elif Ergu
Engin Akın
Gani Müjde
Güncel
Handan Güçyılmaz Günay
İclal Aydın
İclal Aydın
Kemal Yıldırım
Leyla Umar
Mehmet Tezkan
Mete Tansu
Mutlu Tönbekici
Müge İplikçi
Okay Gönensin
Ömer Özgüner
Prof. Dr. Mehmet Ömür
Reha Muhtar
Sanem Altan
Selahattin Duman
Teoman Hünal




 
Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor
83’ünde yüzme stilini düzeltmek için ders aldı

Şule Türker

İsmet İnönü’nün ailesiyle birlikte yaşadığı Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla kapıları 22 Kasım’a kadar halka açılan Pembe Köşk’teki serginin konusu ise “İsmet İnönü’nün Sağlık Politikası...”

ürkiye’nin 2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 48 yıl ailesiyle birlikte yaşadığı Pembe Köşk, Cumhuriyet tarihinin önemli mekânlarından birisidir. Her açıldığında Cumhuriyetle ilgili farklı konuda düzenlenen bir sergiye ev sahipliği yapan Köşk, bugünlerde “İsmet İnönü’nün Sağlık Politikası” sergisine ev sahipliği yapıyor. İnönü döneminde açılan Hıfzıssıha ile Numune Hastanesi’nin kuruluş öyküleri, o döneme ait fotoğraflar, o yıllar Türkiye’yi sarsan hastalıklar olan “Şark Çıbanı” ve “Sıtma”nın tartışıldığı Tıp Kongrelerine ait bilgi ve fotoğraflar, ayrıca İsmet Paşa’ya ait gözlükler, işitme cihazları, EKG sonuçları, doktorlarına yazdığı mektuplar sergide yer alıyor. Babasının sağlık konusuna verdiği öneme dikkat çeken İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, “Hıfzıssıha Enstitüsü 1928 yılında kurulmasaydı, bugün domuz gribi aşısını tahlil etmek için başkalarına muhtaç olacaktık” diyor.

İsmet Paşa’nın başa çıkamadığı alışkanlığı

Özden Toker, babasının sağlığı konusunda bugüne kadar yazılmamış, aile üyeleri dışındakilerin bilmediği bir gerçeği de bizimle paylaşıyor: “İsmet Paşa Diyeti.” Toker, Paşa’nın diyetini şöyle anlatıyor: “Her sabah tartılıyor. Öğünleri atlamıyor; her çeşit besini yemeye çalışıyor. Bir sürü rahatsızlığı var. Doktorların söylediği şeylere uyuyor. Örneğin şeker hastası... Meyve yiyecekse onun 1/4’ünü yiyor. İnsülin iğnelerini aksatmıyor. Zararlı şeyleri hiç yememektense ölçülü yiyor. Öğle yemeğinden sonra uzanıp dinleniyor. Babam spora çok önem verirdi. Yürüyüşlerini ve yüzmesini, dakikası dakikasına günlüklerine yazardı. Her yaptığını, iyi bilenden öğrenmek isterdi. Bu yüzden 83 yaşında, stilini düzeltmek için yüzme hocası, Deniz Öğretmen Binbaşı İbrahim Sulu’dan ders almıştı. Açık havada yürümeyi çok severdi. Son senelerinde dışarıya çıkamasa da evde yürürdü.

Genç yaşta enfaktüs geçirdiği için kalbini zorlamamaya dikkat eder, yemesiyle günlük yaşamıyla vücudunu dinlendirmeye çalışırdı. İşlerinin yoğun olduğu günlerde daha az yemeye, her fırsatta dinlenmeye özen gösterirdi. Bir de hep konsere gitmeye vakit bulurdu. Babam ağır işitirdi. Teknoloji imkan sağlayınca işitme cihazı kullanmaya başladı. Kolay olmadı ama alışıncaya kadar sebat etti. Babamın, İsmet Paşa Diyetiyle başa çıkamadığı bir alışkanlığı vardı. O dönemlerde sigara içmenin zararlı olduğu bugünkü kadar bilinmiyordu. Hatta gençler için sigara içmek bir olgunluk işareti olarak algılanıyordu. Bu zevkini kontrol altına almaya çalışmıştı. Örneğin her sene yaz mevsiminde rahat meyve yiyebileceği dönemlerde sigarayı bırakır, tekrar başlarken de az içmek için değişik yöntemler denerdi. Yalnız yemeklerden sonra içmek gibi... Ama bu yöntemlerden hiçbiri işe yaramadı. Sonunda sigarayı toptan bırakmaktan başka bir çaresi olmadığını gördü. Bıraktı, ama hep bir gün tekrar başlamak ümidiyle...”

Köşk’ün emektarı anlatıyor

İnönü’nün, doktoruna yazdığı bir mektupta, “Tahlillerimi Ergin’le gönderiyorum” dediği Ergin Beşlioğlu, Pembe Köşk’ün emektarlarından... Amcası, İnönü’nün aşçısı olan Beşlioğlu, Köşk’te garson ihtiyacı olunca 16 yaşında İnönü ailesinin yanında çalışmaya başlamış. 19 yaşında evlendiğinde, eşi ile birlikte Köşk’te bir dönem yaverlerin kaldığı yerde oturmuşlar. 1964 yılında askere gidene kadar İnönü’nün en yakınındaki isimlerden birisi olmuş Beşlioğlu. Askerden dönüşünde Meclis’te işe başlamış, oradan da emekli olmuş. Ama Pembe Köşk’le bağı hiç kopmamış. Beşlioğlu anlatıyor: “Burada hep saygı, sevgi gördüm ben. Kendi aileme de buradan gördüğüm terbiyeyi vermeye çalıştım. İsmet Paşa bizi, ailesi gibi severdi. Tanıdığım en mütevazı insanlardı. İsmet Paşa maaşımın dışında bana her ay o dönemin parasıyla 5 lira, 10 lira verirdi. O parayı alıp bankaya yatırırdım. Bana sorardı, ’Yatırdın mı parayı’ diye. Ben bankayı, Ziraat Bankası’nı o zaman öğrendim.”

Doktorunun gözünden İsmet Paşa

Reşit Bey ile Cevriye Hanım’ın 5 çocuğundan ikincisi olarak 24 Eylül 1884’te İzmir’de doğan İsmet İnönü, 25 Aralık 1973 Salı günü, 89 yaşında, saat 16.10’da Çankaya’daki evinde öldü. 17 Aralık Pazartesi günü kalp krizi geçirdiği için evinde tedavi ediliyordu. Paykoç, o gün TRT muhabiri ile yaptığı röportajda, İnönü’nün sağlığına ilişkin şunları söylemişti: “45 seneden beri şeker hastasıydı. Fakat fevkalade dikkatle şekerini kontrol ederdi. Paşa’da müzmin bir bronşit mevcuttu. Kendisini tanıdığım 1957-58 senesinden itibaren sigarayı terk etmesi hususunda devamlı ısrar ettim ve sonunda başarı kazandım... Bilhassa kışları bir iki defa ateşli bronşit nöbetleri geçirirdi, 10-15 gün yatağa bağlardı... Bu son kalp krizi esnasında bronşitte de bir alevlenme oldu. İkisi birlikte fevkalade zararlı bir faktör oldular.”

Paşa’nın günlüğü

İnönü’nün hemen hemen her gün aldığı kısa notlardan bazıları şöyle:

* 7 Ağustos 1929: Öğle vakti cigarayı bıraktım.

* 24 Temmuz 1942: Trenle giderken cigarayı bıraktım.

* 4 Ocak 1945: Cigaraya tekrar başlama...

* 14 Haziran Cumartesi: Büyük kan tahlili. Şeker: 1.25, Asit ürik: 0.052

* 23 Mart 1948: Şeker tahlili kanda 1.35. Sebebini anlayamadık, gelecek hafta tekrar arayacağız.

* 28 Haziran Salı: İstanbul Çiftehavuzlar ilk deniz, pek güzel....

* 1 Temmuz Cuma: Tokerler geliyor. Cigara içmeyeceğim.

* 31 Temmuz 1958: Deniz 10 dakika. Bu senenin rekoru.

* 19 Ağustos Salı: Ankara’ya hareket Bostancı’dan. Cigarayı trende bıraktık.

* 4 Nisan 1959: Baş dönmesi. Bir seri ilaç. Cigarayı bırakma 3 ay için.

* 25 Şubat 1965: Sabah nabzım yüksek. 105 nabızla partiye. Grupta konuşma...

* 19 Temmuz 1966: Yüzme dersi için S.10.30’da gelecek.

* 21 Temmuz: Deniz 5 dakika. Binbaşı İbrahim Sulu. İlk günü çok istifadeli oldu.

* 3 Eylül Cumartesi: Yemek yiyemedim. Kalp ağrısı hafif fakat devamlı.

* 16 Temmuz Pazar: Zafer Bey elektro aldı. Eyi dedi. Cigaradan korkuyor.

* 1 Temmuz 1969: Kalbim hareketli. Dr. Moiz’i çağırdım. Elektro, türlü ilaçlar. Gece yarısına kadar. Dr. Ahmet Eren (Moiz’in yamağı) çok çalıştı.

* 3 Temmuz Perşembe: Zafer geldi, gördü. Bizde kaldı. Gece iki defa rahatsızlık oldu. Zafer Bey yeni bir tedavi programı tespit etti.

* 26 Temmuz Cumartesi: Zafer Bey Dr. Moiz ile muayene ettiler, eyi buldular. 15 Ağustos’a kadar karantina gibi. Az az çıkacağım.

* 21 Mayıs 1971: Hastanede ameliyat sonra ilk muayene...


01.11.2009
 
 
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 

Diğer Başıklar

 Pet shop’tan alınan köpeğimiz çok hasta çıktı  (15.11.2009)
 “Sadece kendi markalarımı kullanırım”  (15.11.2009)
 Sushi öyle yenmez böyle yenir  (15.11.2009)
 Bu atların bir çiftleşmesi 9 bin TL!  (15.11.2009)
 “Değişim Yılları”  (15.11.2009)
 Pozitif düşünce ve ruh haliyle baş etme  (15.11.2009)
 Türk yanını anlattı  (15.11.2009)
 Cerrahi mi respiratörlü maske mi?  (15.11.2009)
 Burcunuzun meleğini biliyor musunuz?  (15.11.2009)
 50"inci yılını kutladı!  (15.11.2009)
 Gol atamayan atamayan golcüler  (15.11.2009)
 Şimdiki aklım olsa o kadar atlayıp zıplamazdım  (09.11.2009)
   (09.11.2009)
 Muhafakazâr bir evde dinini öğrenerek büyüdü  (09.11.2009)
 Osmanlı’da Kuran’dan fal bakma da vardı  (08.11.2009)
 “Padişah’tan Atatürk’e”  (08.11.2009)
 Kraliçe’nin ajandası 100 yılı devirdi  (08.11.2009)
 İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka!  (07.11.2009)
 3G teknolojisi geldi  (07.11.2009)
 TÜYAP’ın en sağlıklı kitapları onlarda!  (01.11.2009)
 Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor  (01.11.2009)
 Türkiye tanıtım elçisi oldu  (01.11.2009)
 Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor  (01.11.2009)
 Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor  (01.11.2009)
 ‘Suluboya’ tadında ilk Türk filmi  (01.11.2009)
 İclal Aydın’la Haftada Bir  (01.11.2009)
 Din dilinde reform gerekli  (25.10.2009)
 Krizden bunalan yöneticiler meditasyonla yenileniyor!  (25.10.2009)
 Işıltılı dünyanın renkli skandalları  (25.10.2009)
 Harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor  (25.10.2009)

 


 

Gazetevatan.com Portalları bizeulasin@gazetevatan.com | Vatan Fax: 0212 354 26 56
-Ünlü Ansiklopedisi
-Top 100
-Foto Galeri
-Video
-Hava Durumu
-Yol Durumu
-Mailbox
-Otostop
-Sinema
-Astroloji
-Oyun Parkı
-Bulmaca
-EmlakVatan
-Vatan Enuygun
-Vatan Eğitim
-Tekno Park
-Net Tribün
-Vatan İddaa
-Şöhret Avcısı
-Oto Avcısı
-Neydim Ne Oldum
-Tipin miyim?
-Şirin miyim?
-Yarışsana
-Blog
-Son Dakika
-Gündem
-Siyaset
-Dünya
-Ekonomi
-Yaşam
-Spor
-Magazin
-Medya
-Yazarlar
-Foto Belgesel
-Garip ama gerçek
-Sağlık
-Teknoloji
-Konut&Emlak
-Otomobil
-Karikatür
-Finans
-Bugünkü Vatan
-Tüm manşetler
-Yazarlar
-Şehir Rehberi
-Bizim Kahve
-Pazar Vatan
-Vatan Kitap
-Promosyon
-Künye
-Fortune
-Madame Figaro
-inStyle
-Boxer
-inStyle Home