İstanbul’dan geçen moda devi |
 |
Mıssonı’nin Varisi Margherıta Mıssonı
Rastgele giyinirim gardırobun önünde saatler geçirmem
Fashionable İstanbul By Avea kapsamındaki Missoni defilesi için İstanbul’a gelen İtalyan Missoni markasının veliahtı Margherita Missoni, organizasyonun en ilgi çeken isimlerinden biriydi. 26 yaşındaki Margherita, güzelliği ve zenginliği nedeniyle dünyanın en gözde 25 bekarı arasında gösteriliyor. Columbia Üniversitesi Felsefe bölümünü bitiren, Ganalı çocuklar için yardım kampanyaları yürüten güzel olduğu kadar duyarlı genç varis ile keyifli bir söyleşisi yaptık.
* Daha önce Türkiye’ye gelmiş miydiniz?
1,5 yıl önce bir haftalığına İstanbul’a geldim, daha sonra mavi tur ile sahil kısmından Ege’yi gezdik ve güneye indik. Gerçekten hayran kaldım. * Bu moda etkinliğini nasıl buldunuz?
İstanbul bence gelecekte dünyanın moda merkezlerinden biri olacak. Buradaki insanlar gerçekten şık giyiniyorlar. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yapıp dünyanın en önemli modacılarını ülkeye getirmeniz sizin için büyük bir prestij kaynağı. Bizim için de kreasyonlarımızı modaseverlere tanıtmak gurur verici.
* Çok gençsiniz, 26 yaşında olmanıza rağmen Missoni markasının varisi ve marka elçisisiniz. Bu kendinizi şanslı hissettiriyor mu, yoksa üzerinizde baskı mı yaratıyor?
Daha küçükken kendimi çok baskı altında hissediyordum. Bundan kaçmak istediğim için felsefe ve daha sonra tiyatro okudum. Küçüklük dönemimi atlattıktan sonra bunu aştım. Şirketin içindeyim. Birkaç aydır annemle birlikte aksesuar tasarımında çalışıyorum.
Tarzımı aklıma geleni giyerek oluşturdum
* Felsefe ve moda aslına bakarsanız biraz tezat gibi. Felsefe merakınız nereden ileri geliyor?
Felsefenin modayla ilgisi olmadığını kabul ediyorum ama benim hayatım sadece modadan ibaret değil. İnsanlar yaşamları boyunca değişik evrelerden geçiyor ve aslında felsefe ve moda birbirini tamamlayıcı şeyler. Felsefeyi modadaki hislerimi açıklamanın bir yolu olarak görüyorum. Bence beni tamamlıyor.
* Modacılara felsefe okumalarını mı tavsiye edersiniz yani?
Her şeyin temelinde ayrı bir düşünce vardır ve sanatın altındaki düşünce felsefedir, yararı olabilir.
* Missoni ailesinin üçüncü kuşak temsilcisisiniz. Bu kadar modanın içinde olan bir ailede olmasaydınız, yine de modaya ilgi duyar mıydınız?
Bunun cevabını vermek çok zor. Çünkü beni oluşturan temel şeylerden biri bu ailenin ve modanın içinden gelmek. Aksini düşünmem imkansız.
* Kendi tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Önceden ayarlanmış değil tamamen spontane. Bir yerden ayrılacağım zaman aklıma ne gelirse kıyafetimi giyer ve çıkarım. Gardırobun önünde saatlerimi geçirmem. Tarzımı bu şekilde oluşturuyorum.
Özel diyetim yok pilates yapıyorum
* Moda dünyasında bir dönem çok tartışılan ’0’ beden mankenler hakkında ne düşünüyorsunuz? O kadar zayıf mı olmalılar size göre de?
Bu modanın suçu ve getirisi değil. Etrafımızdaki yaşam tarzından kaynaklanıyor. Kadınların kilolu veya kilosuz, ya da ’0’ beden oluşu dönemden döneme değişen bir şey. Mesela 60’lı yıllarda bunun imkanı yoktu. Şu an atmosfer bunu getirdiği için mankenler ’0’ beden, daha sonra değişebilir. ’0’ beden modanın bir dayatması değil kesinlikle.
* Sizin bu kadar fit kalmak için özel bir beslenme tarzınız var mı?
Özel bir diyet uygulamıyorum. Hatta bazen Noel’de abartıp ertesi gün sadece sebze yiyorum. Kaslarımı geliştirmek için pilates yapıyorum. Özellikle sırt kaslarım için çok önemli.
Carla Bruni’nin kendine ait bir tarzı yok Sarkozy’nin eski eşi daha şık
* Glamour Dergisi’nin 2008’in en şık giyinen isimleri listesinde Carla Bruni Sarkozy, Catherine Zeta Jones gibi birçok ismin önünde yer alıyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz?
İnsanların algısıyla ilgili bir şey. Yenileri her zaman ön plana alırlar, beni de genç olduğum için ondan daha şık buluyor olabilirler. Aslında Carla Bruni’nin tarzı o kadar hoşuma gitmiyor. Kendi üzerinde birini kopyalıyormuş gibi düşünüyorum. Kendine ait bir tarzı kullanmıyor da başkasından aldığı bir tarzı üzerinde kullanıyor. Şu an en şık bulduğum kişi Sarkozy’nin eski eşi Cecilia Attias. Bruni zorla oluşturulmuş bir tarz kullanıyor. Kendine ait tarzı yok.
* Dünyanın en gözde 25 bekarı arasında gösteriliyorsunuz. Ufukta evlilik yok mu?
Evet, öyle diyorlar ama evliliği düşünmek benim için henüz çok erken. Şu an öyle bir olasılık yok.
* Aileniz size çok değer veriyor. Markanızın tanıtım yüzü dahi sizsiniz.
Ailem beni “Küçük prenses” diye çağırır. Bu bizim aramızda bir şaka. Bunun nedeni çok küçük yaştan itibaren her zaman kendime dikkat etmem, dağınık olmamam ve çok temiz olmam... Mesela kardeşim benim kadar temiz ve toplu değildir.
* Margherita’nın bir günü nasıl geçer?
Moda işinde tamamen dünyadaki olayları takip etmemiz gerekiyor, o yüzden sürekli seyahat halindeyiz. Bu durumda sadece spor yapabiliyorum. Hatta bazen onu da yapamayıp otellerin havuzunda kendime vakit ayırmaya çalışıyorum. Ama İtalya’da olduğumda mutlaka büyükanne ve büyükbabamı ziyaret ederim, aile büyüklerine önem veririm. |
|
Zehra Çengi
31.10.2009
|
| |
| |
|
|
Diğer Başıklar
|
Pet shop’tan alınan köpeğimiz çok hasta çıktı (15.11.2009) |
“Sadece kendi markalarımı kullanırım” (15.11.2009) |
Sushi öyle yenmez böyle yenir (15.11.2009) |
Bu atların bir çiftleşmesi 9 bin TL! (15.11.2009) |
“Değişim Yılları” (15.11.2009) |
Pozitif düşünce ve ruh haliyle baş etme (15.11.2009) |
Türk yanını anlattı (15.11.2009) |
Cerrahi mi respiratörlü maske mi? (15.11.2009) |
Burcunuzun meleğini biliyor musunuz? (15.11.2009) |
50"inci yılını kutladı! (15.11.2009) |
Gol atamayan atamayan golcüler (15.11.2009) |
Şimdiki aklım olsa o kadar atlayıp zıplamazdım (09.11.2009) |
(09.11.2009) |
Muhafakazâr bir evde dinini öğrenerek büyüdü (09.11.2009) |
Osmanlı’da Kuran’dan fal bakma da vardı (08.11.2009) |
“Padişah’tan Atatürk’e” (08.11.2009) |
Kraliçe’nin ajandası 100 yılı devirdi (08.11.2009) |
İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka! (07.11.2009) |
3G teknolojisi geldi (07.11.2009) |
TÜYAP’ın en sağlıklı kitapları onlarda! (01.11.2009) |
Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor (01.11.2009) |
Türkiye tanıtım elçisi oldu (01.11.2009) |
Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor (01.11.2009) |
Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor (01.11.2009) |
‘Suluboya’ tadında ilk Türk filmi (01.11.2009) |
İclal Aydın’la Haftada Bir (01.11.2009) |
Din dilinde reform gerekli (25.10.2009) |
Krizden bunalan yöneticiler meditasyonla yenileniyor! (25.10.2009) |
Işıltılı dünyanın renkli skandalları (25.10.2009) |
Harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor (25.10.2009) |
|