Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Ebru Drew
Buket Aşçı
Ayşe Brav
Ayşe Aydın
Nilgün Gedikoğlu
Güneş Mutlu Mavituncalılar
Hasan Yalçınkaya
Evren Halbuni
Özgür Aras
Orkun Bulut
Dr. Yasemin Bradley
Barış Öztürk
Okay Gönensin
 
İnsan annesi olmayı reddettim ama köpek annesi oldum
Seda Kaya Güler’le yeni kitabı “Köpük Annem ve Ben” hakkında sohbet ettik

Ömür Gedik, geçen hafta köşe yazısında köpeğinin ismini “Oğlum” koyduğu, için bazı kötü niyetli kişiler tarafından “Hayvana oğlum demek, ayıptır, günahtır” diye eleştirildiğini yazdı. Gazeteci-yazar Seda Kaya Güler’in yeni çıkan kitabı “Köpük Annem ve Ben” bence bu insanlara en güzel yanıtı veriyor. 3.5 aylık bir labrador annesi olarak, kitabı gözyaşları içinde okudum. Bu hafta anne-çocuk köşemizi, köpek anne ve babalarına ayırdık ve Seda Kaya Güler’le kitabı hakkında sohbet ettik.

Anne olunca anlarsın lafı köpek sahibi olunca da geçerli. Böyle olduğunu evimize gelen dünyanın en yaramaz, en karakterli ve en agresif köpeği Coco ile anladım. Onu çok çok sevdim. Hatta bazen doğurmuşum gibi “Bu huyu aynı bana benziyor” derken buldum kendimi. Kızdığımda, doğruyu yapmayı öğrenmek yerine, “Ne bağırıyorsun yaa?” der gibi, bana karşılık vermeyi ve havlamayı tercih etti. Bir keresinde azarları yüzünden kocama küstü. Şöyle bir okşanmadan, adam gibi özür dilenmeden kendisiyle barışmadı. E nasıl eğitecektik biz bunu. Veterinerimiz dedi ki: “Çok akıllı bir köpek. Eğitilir. Ancak öğrendiğini işine gelirse uygular, gelmezse uygulamaz.” Gerçekten de öyleydi.

6 aylık olduğu halde, sert oyunları yüzünden bütün aileyi delik deşik ettiği, evden kaçıp mahallenin kedilerine kafa tuttuğu, bakkala, manava havladığı için, birbirimize daha fazla bağlanmadan Coco’mu köyüne göndermek zorunda kaldım. Şimdi orada annesi ve kardeşi Lily ile çok mutluymuş. Haberlerini alıyorum. Ve onu çok özlüyorum. Coco gidince, veterinerimizin de tavsiyesine uyarak ailemize uygun köpeği almaya karar verdik. Şimdi evimizde 3.5 aylık bir çikolata labrador kızımız var: Mişka. Tyra Banks’in köpek benzeri dersem komik olur mu? Ama öyle... Mişka tam bir köpek güzeli. Kahverengi tüylü ve yeşil gözlü. Uysal, uslu, bağımlı ve sevgiye muhtaç. Ayağımızın dibinden ayrılmıyor, kolay öğreniyor ve en önemlisi bizi ısırmıyor! Şimdi onunla geceleri Bebek Parkı’ndayız. Bize yemek sonrası yürüyüş oluyor, kızımız da arkadaşlarıyla oynuyor. Defne ve Ege de memnun. Her ne kadar Coco geldiğinde Defne “Anne ben insan kardeş istemiştim, köpek kardeş istememiştim” dese de, Mişka’ya hükmedebildiği, ara sırada mamasını verdiği, kucağına yatırıp “Güzel kızım benim, canııım, minnoşuuuum” diye sevebildiği için çok mutlu. Evet, biz iki kız, bir oğlan sahibi bir aileyiz. Türkiye’de bu kadar çok evsiz barksız köpek varken, her aileye bir de köpek evlat edinmelerini tavsiye ediyorum. İnanın bana ilk aylarda bakımı biraz zor olsa da, sevgisi çok çok büyük.

Arkadaşım dedi ki: “Ne şanslısın! Çocuklarım bir gün bile kapıda beni böyle coşkuyla karşılamadı”

Tüm hayatınız boyunca hayvanlardan korkan biri olarak, köpek sahibi oldunuz. Nasıl oldu bu?


Öncesinde köpeklere alışma sürecim var, o da Cimbom ve Boni’yle oldu. Cimbom Hıncal Uluç’un köpeğiydi ve sahibiyle birlikte iş yerine geliyordu. İş yerimde her gün bir köpek dolaşıyordu yani! Önceleri yadırgadım, ama sonra alıştım. Gördüğümde yolumu değiştirmemeye başladım. Sonra bir gün kucağıma oturdu. Hiç beklemediğim bir hareketti ve eskiden olsa çığlıklar atmama, bayılmama neden olabilirdi ama işin tuhafı hiçbir şey yapmadım. Çünkü anladım ki, aslında korkan oydu. Korktuğu için de bana güvenmiş ve bana sığınmıştı. Benim için çok önemli bir deneyimdi bu. Sonra Boni’yle tanıştım. O da arkadaşımızın köpeğiydi ve iki günlüğüne bize bırakılmıştı. Bir köpekle evde tek başına kalma deneyimini de onunla yaşadım. Aradan yıllar geçtikten sonra Leyla’nın etkisiyle köpek sahibi olmaya karar verdim. O Maksi’yi alınca biz de kardeşi Köpük’ü aldık.

İki tüylü kızınız olduğunu söylerdiniz hep. Köpek annesi olmak nasıl bir duygu?

Bunu bir arkadaşımın sözleriyle anlatayım. Birlikte bir seyahatten dönüyorduk ve havaalanından aynı arabaya bindik. Araba önce beni bırakacaktı. Geldiğimi kocama haber verdiğimden kızlarım da pencerede beni bekliyorlardı heyecan içinde. Arabadan indiğimi görür görmez çılgına döndüler ve kocamın kapıyı açmasıyla birlikte aşağıya inip coşku ile karşıladılar. İki çocuğu olan arkadaşım, “Çok kıskandım bu tabloyu, benimkiler beni hayatım boyunca hiç böyle karşılamadılar” dedi.

Çocuklu aileler mutlaka bir köpek sahibi olmalı

Köpek sahibi olmanın zorlukları neler?


Hayatınızı ona göre planlıyorsunuz. Bağımlı oluyorsunuz. Eve her akşam dönmek zorundasınız. Gece arkadaşımda kalayım, iki günlüğüne şu programı yapayım diyemiyorsunuz. Bir günlük seyahate bile çıkacak olsanız, onunla kimin ilgileneceğini düşünmek zorundasınız. Birileri onu sabah akşam dışarı çıkarmalı, yemeğini ve suyunu vermeli çünkü. Ve bazıları yalnız kalamadığı için gece yanında kalmalı. Her sabah ve akşam, hava yağmurlu, karlı, çamurlu olsa dahi onları gezdirmek zorundasınız.

Kimlere köpek sahibi olmayı tavsiye edersiniz?

Özelikle çocukları olanlara. Çünkü çocuk yüzünden zaten daha eve dönük bir yaşam içindeler. Köpek hem onlara çok iyi bir arkadaş olur, hem de onlara paylaşmayı ve sevgiyi öğretir. Çocuk sahibi olamayanlar için çocuk özlemini aratmayacak bir varlık. Zaten onlar kendilerini evin çocuğu yerine koyuyorlar. Çocuk istemeyenler için de ideal bir arkadaş, dost.

Ben iyi bir anne olamazdım çünkü ne isterlerse yapıyorum

Köpeklerin çiftleştirilmelerini tavsiye ediyor musunuz? Ben bu konuda kararsızım.


Ben de kararsızım. Köpük’ün çitleşmesini niye istedim bilmiyorum. Neyle karşılaşacağımı bilmediğim için belki. Zorluklarını görünce ikincisine izin vermedim, Boncuk’a da o şansı tanımadım. Kısırlaştırmadım da. O dönemde dikkatli davrandım, erkek köpeklerle bir araya getirmemeye çalıştım. Zor bir süreç. Bir kere belki. Ama evin çok iyi düzenlenmesi, yavruların nereye verileceğini planlamak koşuluyla. Yavrulardan ayrılmak da çok zor. Zor bir karar.

Köpeklere çikolata, salam yediriyormuşunuz. Veterinerler hep “kuru mama” diyor. Ne dersiniz?

Veterinerler olması gerekeni söylüyor. Haklılar ama olmuyor işte. Siz çikolata yerken gözünüzün içine bakıyorlar ve zararlı olduğunu bilseniz de dayanamıyor bir parça veriyorsunuz. Leyla bana çok kızdı Köpük’e çikolata yedirdiğim için. O Maksi’ye vermedi mesela ama ikisi de kanserden ve on gün arayla gittiler işte! Ben köpek sahibi olunca anladım ki ben iyi bir anne olamazdım, ne isterlerse yerine getiriyorum çünkü.

Boncuk annesine çok bağımlıydı, HEP onu taklit etti

Maksi’den yola çıkarak, köpekle büyüyen çocukların hayatındaki olumlu gelişmeleri anlatır mısınız?


İkisi de paylaşmayı öğrendi. En güzel örnek, Aliye’nin ilkokul öğretmeninin Leyla’ya, “Kızınızın empatisi ne kadar gelişmiş! Bu dönemde böyle çocuk görmedim” demesi. Çünkü Aliye çocuk olmasına karşın, hiç konuşmayan Maksi’nin ne demek istediğini anlıyordu.

Boncuk şimdi nasıl? Depresyon devam ediyor mu?

Yeni yeni kendine geliyor. Eskisi kadar gardıroba girmese de yine orada uyumaya devam ediyor. Tabii Boncuk bir istisna. Doğduğu andan itibaren annesiyle yaşamasının etkisiyle ona çok bağımlı oldu. Bu kadar bağımlılık da iyi bir şey değil. O yüzden çocukların 3 yaşından sonra anneden kopması öneriliyor ya! Yoksa ne onunla ne de onsuz bir yaşam başlıyor. Boncuk da annesine çok bağımlıydı. Sonradan anladım ki hayatı boyunca onu takip ve taklit etmiş. Çok farklıydılar aslında. Boncuk çok zeki bir köpekti. Annesini kandırıp elinden mamasını almayı akıl edebiliyordu mesela. Ama onsuz da yapamıyordu. Şimdi hayatı yeni baştan öğreniyor. Yaşlandığı için de zor geliyor hayat. 3-5 yaşında olsaydı daha kolay olurdu. 12 yaşında. Çok geç. Örneğin başka köpeklerle oynamak istiyor çünkü hayatı boyunca annesiyle oynadı, oynamayı çok seviyor ama annesinden başkasıyla oynamadığı için de cesaret edemiyor. Tek isteğim başka bir köpekle oynadığını görmek.

Sokakta gördüĞümüz her hayvan ayrI bİr karakter

Boncuk’un yaşadığı köpeklerin insanlardan bile sadık ve duyarlı olduğunu göstermiyor mu? Her insan annesi öldüğünde perişan olur. Ama geri kalan hayatını bir eve kapanarak geçirmez. Öyle değil mi?


Haklısın. Onlar da insan gibi. Daha doğrusu onların da duyguları var. Zaten kitabı yazmak istememdeki esas amaç da bu. Sokakta gördüğümüz her hayvan ayrı bir karakter ve hepsinin duyguları var. Yaşadıkları her şey onları kötü olarak etkiliyor. Ormanda bulup aldığımız Gina, ne yaparsak yapalım ormana girmiyor mesela. Bizimleyken bile. Çünkü kötü anıları var orada. Korkuyor. Onu yeniden oraya götüreceğimizi ve tek başına bırakacağımızı düşünüyor. Ateş, sahipleri tarafından terk edildikten sonra bunalıma girdi ve altına kaçırmaya başladı. Pis koktuğu için istenmediğini anlayınca kendini arabanın altına attı. Tina, sahibinin çocuğunu kıskanınca onun doğum gününde ortadan kayboldu ve doğum gününü, Tina’nın bulunma partisine çevirdi mesela.

Yeni bir köpek? Leyla almış, ya siz?

Almayı düşünmüyorum. Boncuk olmasa Köpük’ün hasretine dayanamazdım onu biliyorum. Boncuk’tan sonra ne yapacağımı ise hiç bilmiyorum. Kocam da ben de eve girdiğimiz andan itibaren onu arıyor ve onunla oyalanıyoruz. O giderse çok büyük bir boşluğa düşeceğimiz kesin. Boncuk gibi biz de depresyona girebiliriz. Ama artık bir köpeğe bağımlı yaşamak istemiyoruz. Bir yere gittiğimizde “Ama Köpük ve Boncuk ne olacak?” diye düşünmek istemiyoruz. Şimdilik niyetimiz bu.
Ayşe Aydın


17.10.2009
 
 
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 

Diğer Başıklar

 Deniz Berdan, VATAN"a konuştu  (22.11.2009)
 Diyet Uzmanı Banu Kazanç cevapladı  (22.11.2009)
 İzmir’de asayiş berkemâl  (22.11.2009)
 "Av nefsin kontrolüdür"  (22.11.2009)
 Facebook’a dayınızı eklemeyin!  (22.11.2009)
 Görmeden dağa tırmandı!  (22.11.2009)
 Yurt dışı tatili dönemi kapandı  (22.11.2009)
 “Futbolu da basketi de geçeceğiz”  (22.11.2009)
 Canım Türkiyem  (22.11.2009)
 Cep de sigara gibidir  (22.11.2009)
 Pet shop’tan alınan köpeğimiz çok hasta çıktı  (15.11.2009)
 “Sadece kendi markalarımı kullanırım”  (15.11.2009)
 Sushi öyle yenmez böyle yenir  (15.11.2009)
 Bu atların bir çiftleşmesi 9 bin TL!  (15.11.2009)
 “Değişim Yılları”  (15.11.2009)
 Pozitif düşünce ve ruh haliyle baş etme  (15.11.2009)
 Türk yanını anlattı  (15.11.2009)
 Cerrahi mi respiratörlü maske mi?  (15.11.2009)
 Burcunuzun meleğini biliyor musunuz?  (15.11.2009)
 50"inci yılını kutladı!  (15.11.2009)
 Gol atamayan atamayan golcüler  (15.11.2009)
 Şimdiki aklım olsa o kadar atlayıp zıplamazdım  (09.11.2009)
   (09.11.2009)
 Muhafakazâr bir evde dinini öğrenerek büyüdü  (09.11.2009)
 Osmanlı’da Kuran’dan fal bakma da vardı  (08.11.2009)
 “Padişah’tan Atatürk’e”  (08.11.2009)
 Kraliçe’nin ajandası 100 yılı devirdi  (08.11.2009)
 İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka!  (07.11.2009)
 3G teknolojisi geldi  (07.11.2009)
 TÜYAP’ın en sağlıklı kitapları onlarda!  (01.11.2009)

 


 

Gazetevatan.com Portalları bizeulasin@gazetevatan.com | Vatan Fax: 0212 354 26 56
-Ünlü Ansiklopedisi
-Top 100
-Foto Galeri
-Video
-Hava Durumu
-Yol Durumu
-Mailbox
-Otostop
-Sinema
-Astroloji
-Oyun Parkı
-Bulmaca
-EmlakVatan
-Vatan Enuygun
-Vatan Eğitim
-Tekno Park
-Net Tribün
-Vatan İddaa
-Şöhret Avcısı
-Oto Avcısı
-Neydim Ne Oldum
-Tipin miyim?
-Şirin miyim?
-Yarışsana
-Blog
-Son Dakika
-Gündem
-Siyaset
-Dünya
-Ekonomi
-Yaşam
-Spor
-Magazin
-Medya
-Yazarlar
-Foto Belgesel
-Garip ama gerçek
-Sağlık
-Teknoloji
-Konut&Emlak
-Otomobil
-Karikatür
-Finans
-Bugünkü Vatan
-Tüm manşetler
-Yazarlar
-Şehir Rehberi
-Bizim Kahve
-Pazar Vatan
-Vatan Kitap
-Promosyon
-Künye
-Fortune
-Madame Figaro
-inStyle
-Boxer
-inStyle Home